Pop Tanrılarının Yeni İkonu: Lorde


Popüler kültürün artık içimize işlediği, bilmeden veya istemeden bir şekilde ona dahil olduğumuz bir dönemdeyiz. Popüler kültürün bu denli yayılmasının sebeplerinden biri ise sürekli yeni ikonlar üretmesi. Yeni ikonların her biri farklı bir duruş/özellikle karşımıza çıkıyor ve bu durum kültürün toplumun daha farklı katmanlarına empoze olmasını sağlıyor.

Lorde ana akımın son ikonlarından biri olarak gösterilebilir. 16 yaşındaki müzisyen özellikle Royals single’ı ile dünya çapında şöhret kazandı. Son iki senedir müzik pazarlama stratejistlerinin Haim, Chvrches ve Daft Punk ile sürdürdüğü “Single ile parlat, marketing ile büyüt, albüm ile kazan.” sisteminin son örneği olan müzisyen genç yaşına rağmen sistemin başarılı örneklerinden biri. Lorde, hem Royals single’ının hem de  27 Eylül’de yayımlanan Pure Heroine albümünün başarısı ile pop tanrılarının yeni mucizesi olabilir.

Asıl adı Ella Maria Lani Yelich-O’Connor olan Yeni Zelandalı Lorde’nin ilk single’ı Royals dijital olarak Kasım 2012‘de yayımlanan The Love Club EP’sinde yer almıştı. Yeni Zelanda’da 3 hafta boyunca Billboard listesinde 1 numara olmasının ardından Amerika ve İngiltere’de aynı başarıları tekrarlayan Royals, belki de senenin en başarılı single’larından biri olduğunu ispatladı. Royals’ın böylesine büyük bir başarı yakalamasında ana neden olarak sadece pazarlama değil, şarkının herkesi yakalayacak bir ritim, minimalist yapı, nakarat ve trafiğe sahip olması gösterilebilir. Bu özelliğiyle single’ın “küresel” bir şarkı olduğunu söyleyebiliriz.

Pure Heroine albümü de “Single ile parlat, marketing ile büyüt, albüm ile kazan” mantığı üzerine inşa edilmiş bir albüm.  Minimalistliği ön plana çıkartarak, ufak dokunuşlarla kendine has bir atmosfer oluşturulan albüm Amerika’da 30 Eylül, İngiltere’de 28 Ekim tarihlerinde piyasaya sürüldü. Albümün ikinci single’ı olan Tennis Court, sanatçının etkilendiği isimler arasında gösterilen Lana Del Rey esintileri taşıyor.

Tennis Court, Royals’in gölgesinde kalsa da albümünün açılış şarkısı olarak dinleyicinin beklentilerine ışık tutuyor. Team, Still Sane ve Ribs ise albümdeki diğer hit potansiyeline sahip yapıtlar olarak görünmekte. Ayrıca gözden kaçırılmaması gereken bir diğer önemli nokta, Lorde’nin söz yazarlığı. Müzisyenin bu konuda ilham aldığı isimler ise Raymond Carver ve Tobiad Wolff gibi kısa öykü yazarları.

Popüler kültürün kötü bir oluşum olmadığını kabullenmiş ve yeni tatlar aramaya uzak değilseniz, sizi bir süreliğine Lorde’nin dünyasına alabiliriz. Bir süreliğine çünkü Lorde’de pop kültürü mahsulüdür ve son kullanım tarihi vardır, unutmayın.

Yalkı Akçay