Seçki

Filmlerden Şarkılar: 500 Days of Summer

Hazırlayan: Yankı Yıldırım Öylesine yoğun duygulara sürüklüyor ki film, hissetiği her şeyi tanımlayamıyor insan. Heyecan, mutluluk, hayalkırıklığı kelimeleri hissedilenleri ifade etmede yetersiz kalıyor. Heyecandan kalp atışlarının sesini duyup herkesin de duyduğuna inanmak gibi. Mutluluktan bedeninin bir buluta dönüşüp az sonra uçacağını hissetmek gibi. Uzun zamandır hayalini kurduğun şey gerçekleştiğinde tüm evrenin seninle birlikte mutlu olduğunu düşünmek gibi. Dünyanın daha iyi bir yer olduğuna inanıp daha önce bunu anlamadığına şaşırmak gibi. Kafanın içinde durmaksızın The Smiths ve Belle and Sebastian çaldığını fark etmek gibi. Joseph Gordon-Levitt ve She&Him grubundan da tanıdğımız Zooey Deschanel’in başrolünde... Devamını oku →

 

Lord Byron Ayrıldığında

Hazırlayan: Gökay Sarı George Gordon Byron, 22 Ocak 1788’de, İskoçya, Aberdeen’da doğdu. Henüz on yaşındayken, soylu ailesinin unvanını alarak Rochdale Lordu Byron olarak anılmaya başladı, fakat babası ile arasındaki ilişki hiç bir zaman iyi veya dengeli olmamıştı. Zira erken yaşta babası tarafından terk edilen Lord Byron, aynı zamanda annesi ile sorunlu bir ilişki yaşıyordu. Deforme olmuş bir ayakla doğmuş olması yüzünden annesini sorumlu tutuyordu. Nitekim, içine kapanık, izole ve mutsuz bir çocukluk geçirdi. Gençlik yıllarında, kadınlara olduğu kadar erkeklere de manevi olarak ilgi duyduğunu fark eden Lord Byron, bu sebeple... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: A Man Called Ove

Hazırlayan: Ahmet Yıldıray Ata Bilinenleri bir tarafa toplasak da bilinmeyenler yalnız bırakılmaya gelmez, acıtır… Aksi bir adamın hüzünlü hikâyesine davet ediyoruz bu sefer sizi. Türkiye’de olsa mahalledekilerin topunu kesecek olan Ove. İşveç’in çaresizi. Kişi başına düşen milli gelirin yüksekliğini bir kenara bırakıp kişi başına düşen gayri safi milli çaresizliği artıran Ove. Bu süreçte tüm iyi niyetini toprağa veren ve bununla da kalmayıp toprak olmak isteyen Ove. Ötekilerden olan komşusu Parvaneh aracılığıyla hayatla bağını tekrar kurma sürecini izlerken gülüp, ağlayıp müzikleri ile ortamdan uzaklaşıyoruz. “En man som heter Ove” en iyi... Devamını oku →

 

The Tyger – William Blake (John Sherrill)

Hazırlayan: Gökay Sarı “Kaplan! Kaplan! Alaz alaz parıldayan, gecenin ormanında. Hangi ölümsüz el ya da göz, Biçimlendirmiş bu dehşet verici ahengi” Lisans programı kapsamında, eğitim almakta olduğum bölüm, tabiri caiz ise bilincimi her gün oradan oraya sürüklüyor. Olumsuz bir etkiden bahsedecekmiş gibi giriş yapsam da, bahsi geçen bu durumdan son derece memnun olduğumu hemen belirtmeliyim. Ancak, İngiliz dili ve edebiyatının, zaman zaman canımı sıktığını da eklemeliyim. Hatta bazen, kendi toprağından çıkmış, zamanının ötesine geçmiş ve uluslararası bir üniversitede ders olarak okutulan şairlere, tarihi edebiyat figürlerine uyuz olmuşluğum, yaptıkları işlere saygısızca... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Her

Hazırlayan: Yankı Yıldırım Theodore Twombly, (Joaquin Phoenix) geleceğin Los Angelas’ında yaşamaktadır. Teknoloji inanılmaz derecede ilerlemiştir ve insanlar günlük yaşamlarının çoğunluğunu kendi cep telefonlarıyla, bilgisayarlarıyla geçirerek yalnızlaşmaya başlamışlardır. Bu insanlardan biri olan Theodore, mektup yazmak isteyen ancak yazacak zamanı olmayan insanlar için, onların ağzından mektup yazmaktadır. Oldukça yumuşak hatlara ve pastel renklere sahip olan Los Angeles’ta karşımıza çıkan Theodore, içinde bulunduğu yalnızlık hissinden kurtulmak için yapay zekaya sahip olan bir işletim sistemi alıp onunla arkadaşlık kurmaya başlar. Scarlett Johansson’ın sesi ile tandığımız Samantha, Theodore’un hayatını kolaylaştırmakta, günlük planları konusunda ona yardımcı... Devamını oku →

 

Clann Zú – One Bedroom Apartment

Hazırlayan: Gökay Sarı El oğlunun “underrated” dediği, bizim dilimizde “Hak ettiği değeri görmeyen.” şeklinde tercüme edeceğimiz bir etiket mevcut tüm dünya dillerinde. “Underrated” olarak etiketlenen şeyler, özellikle bir sanat eseri ise, genelde muazzam ancak pek bilinmeyen, ilgi görmeyen eserlerdir. Alternatif ya da popüler olmayan ile alakası yoktur, sadece ilgi görmemiştir, sebepsiz.  Kişisel zevklerden yola çıkıldığında, birçok kişi için “underrated” sanat eserleri veya sanatçılar vardır elbette, ancak duymuş olan herkesin katıldığı ve bu etiketten mustarip tek bir grup ve şarkısı var; Clann Zú’ya ait olan “One Bedroom Apartment”… Bahsi geçen parça,... Devamını oku →

 

Köpüklü bir tesadüf, acıklı bir başarı öyküsü ve Beirut’un çok sesli yorumu

Hazırlayan: Gökay Sarı Şarap, kırmızının ve beyazın en tutkulusu. ‘Lezzet’ sahnesinde yaklaşık sekiz bin yıldır kapalı gişe gösterime giren bir içki, başrollerinde üzümlerin rol aldığı ‘likit’ bir piyes. Ancak özünde şarap olan ‘şampanya’nın daha yakın bir geçmişi var. Paris’e hemen hemen iki saat mesafede, şehrin kuzeydoğusunda bulunan ‘Champagne’ bölgesindeki ‘Hautvillers Manastırı’ında, Dom Pierre Perignon isimli keşiş tarafından 1638 yılında sahneye davet ediliyor şampanya. Tahmin edildiği üzere, pek çok diğer içki gibi, ismini doğum yeri olan bölgeden alıyor bu ‘üzüm sanatı’ da. Şampanya’nın tarihçesine girmeyeceğim elbette, merkezinde şampanya olan bir hikayeden... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Oldboy

Hazırlayan: Yankı Yıldırım Japon bir mangadan uyarlanan 2003 yapımı “Oldboy”, Park Chan-Wook yapımı bir Güney Kore filmi. Film, baş karakter olan Oh Dae-Sue’nun’nun yağmurlu bir gecede kaçırılarak on beş yıl boyunca bir odada hapsedilmesini ve bu on beş yılın intikamını almaya karar vermesini anlatıyor. Klasik bir intikam filmi kategorisinde olmayan “Oldboy” diğer filmlerin aksine hikayesinde oldukça acımasız dokunuşlar barındırıyor. Bunun nedeni ise tabii ki yönetmen Chan-Wook. Yönetmen, 2004 yılında Cannes Film Festivali’nde film hakkında konuşmuş ve insan ilişkilerinde hep bir çeşit şiddetin var olduğunu, bu filmde de yüzleşilen şiddeti direkt... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Güneşli Pazartesiler

Hazırlayan: Ahmet Yıldıray Ata “O filmin sonunda ağlayacaktık galiba, gözümüze dünya kaçtı” Bir filmde Javier Bardem varsa insanın gözü ister istemez ekrana takılıyor. Hele ki Bardem’in o isyankar İspanyolcası ile bağırış çağırışları, her daim insanın içindeki kaçma duygusunun fon müziği haline gelir gibi. Güneşli Pazartesiler hayatın kendisinden uyarlama… Emeğin sermaye karşısında sürekli değer kaybettiği dünyada eski bir tersane işçisi olan Santa (J.Bardem) “düşürün ulan maliyetleri daha ne kadar düşüreceksiniz” bakışıyla insanlığın outlet döneminde değerinden bir şey kaybetmeden kendi halinde isyankar ama hüzünlü yaşamaya devam ediyor. Evet işçilerin hikayesi.. Emeklerinden sonra zincirleri... Devamını oku →

 

Kitaplardan Şarkılar: Kuşlar Yasına Gider (Hasan Ali Toptaş)

Hazırlayan: Ahmet Yıldıray Ata Baba Kitap bitti Bir ufak açtım Ve masaya sen geldin Baba Hiçbir tamlama Bizi bu kadar yok edemezdi. Baba -ilk öğrendiğim kelime- bütün hayatımızın akışını bozan bütün trajedilerin senaristi gibi Hasan Ali Toptaş. Kimine göre (Stefan Weinder) sadece onu okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer, kimine göre (Andrew Riemer) yazarlık adeta ona bahşedilmiş. Gölgesizler gibi bir şahesere imza atan Hasan Ali Toptaş, bu kez yalın ve sonu belli roman ile çıkıyor karşımıza. Duygularla konuşarak betimlemelerle gözümüzü yaşartarak babasının deyimi ile “aldatılmanın yakıştığı bir evladın gözünden” babasının... Devamını oku →

 

« Eskiler