Şarkıların Hikayeleri

Lord Byron Ayrıldığında

Hazırlayan: Gökay Sarı George Gordon Byron, 22 Ocak 1788’de, İskoçya, Aberdeen’da doğdu. Henüz on yaşındayken, soylu ailesinin unvanını alarak Rochdale Lordu Byron olarak anılmaya başladı, fakat babası ile arasındaki ilişki hiç bir zaman iyi veya dengeli olmamıştı. Zira erken yaşta babası tarafından terk edilen Lord Byron, aynı zamanda annesi ile sorunlu bir ilişki yaşıyordu. Deforme olmuş bir ayakla doğmuş olması yüzünden annesini sorumlu tutuyordu. Nitekim, içine kapanık, izole ve mutsuz bir çocukluk geçirdi. Gençlik yıllarında, kadınlara olduğu kadar erkeklere de manevi olarak ilgi duyduğunu fark eden Lord Byron, bu sebeple... Devamını oku →

 

The Tyger – William Blake (John Sherrill)

Hazırlayan: Gökay Sarı “Kaplan! Kaplan! Alaz alaz parıldayan, gecenin ormanında. Hangi ölümsüz el ya da göz, Biçimlendirmiş bu dehşet verici ahengi” Lisans programı kapsamında, eğitim almakta olduğum bölüm, tabiri caiz ise bilincimi her gün oradan oraya sürüklüyor. Olumsuz bir etkiden bahsedecekmiş gibi giriş yapsam da, bahsi geçen bu durumdan son derece memnun olduğumu hemen belirtmeliyim. Ancak, İngiliz dili ve edebiyatının, zaman zaman canımı sıktığını da eklemeliyim. Hatta bazen, kendi toprağından çıkmış, zamanının ötesine geçmiş ve uluslararası bir üniversitede ders olarak okutulan şairlere, tarihi edebiyat figürlerine uyuz olmuşluğum, yaptıkları işlere saygısızca... Devamını oku →

 

Clann Zú – One Bedroom Apartment

Hazırlayan: Gökay Sarı El oğlunun “underrated” dediği, bizim dilimizde “Hak ettiği değeri görmeyen.” şeklinde tercüme edeceğimiz bir etiket mevcut tüm dünya dillerinde. “Underrated” olarak etiketlenen şeyler, özellikle bir sanat eseri ise, genelde muazzam ancak pek bilinmeyen, ilgi görmeyen eserlerdir. Alternatif ya da popüler olmayan ile alakası yoktur, sadece ilgi görmemiştir, sebepsiz.  Kişisel zevklerden yola çıkıldığında, birçok kişi için “underrated” sanat eserleri veya sanatçılar vardır elbette, ancak duymuş olan herkesin katıldığı ve bu etiketten mustarip tek bir grup ve şarkısı var; Clann Zú’ya ait olan “One Bedroom Apartment”… Bahsi geçen parça,... Devamını oku →

 

Köpüklü bir tesadüf, acıklı bir başarı öyküsü ve Beirut’un çok sesli yorumu

Hazırlayan: Gökay Sarı Şarap, kırmızının ve beyazın en tutkulusu. ‘Lezzet’ sahnesinde yaklaşık sekiz bin yıldır kapalı gişe gösterime giren bir içki, başrollerinde üzümlerin rol aldığı ‘likit’ bir piyes. Ancak özünde şarap olan ‘şampanya’nın daha yakın bir geçmişi var. Paris’e hemen hemen iki saat mesafede, şehrin kuzeydoğusunda bulunan ‘Champagne’ bölgesindeki ‘Hautvillers Manastırı’ında, Dom Pierre Perignon isimli keşiş tarafından 1638 yılında sahneye davet ediliyor şampanya. Tahmin edildiği üzere, pek çok diğer içki gibi, ismini doğum yeri olan bölgeden alıyor bu ‘üzüm sanatı’ da. Şampanya’nın tarihçesine girmeyeceğim elbette, merkezinde şampanya olan bir hikayeden... Devamını oku →

 

‘İngiliz’ bir İtalyan İşi

Hazırlayan: Gökay Sarı “Lord Randal” veya “Lord Randall” olarak bilinen Anglo-İskoç “balad”ı, Büyük Britanya kültüründe fazlasıyla bilinen bir eser. Yüzyıllar öncesine dayanan anonim eseri dünden bugüne pek çok farklı sanatçı kendi yorumlarıyla icra etmiş. Elbette ki Anadolu’daki aşıkların eserleri gibi, Ada ozanları da sözleri kendince değiştirmiş olsa da eserin lirik ve melodik omurgası özgünlüğünü kaybetmeden bugüne kadar gelmiş. Eserin liriğinde, mal varlığında gözü olan sevgilisi tarafından yemek yerken zehirlenmiş genç bir İskoç lordu olan Randal’ın annesi ile girdiği iç burkan diyalogu yer almaktadır. Lord Randal, “kinayeli” vasiyetini ve dinlenme isteğini... Devamını oku →

 

Alan Parsons, Edgar Allan Poe ve “Amontillado Fıçısı”

Hazırlayan: Gökay Sarı “Amontillado”, ‘Amontiiyado’ şeklinde okunan koyu renkli ve alkol oranı oldukça yüksek bir ‘İspanyol Şarabı’dır. “Sherry” sınıfına dahil olan şarabın kökeni İspanya’nın güneybatı kesiminde bulunan “Jerez de la Frontera” kentine dayanmaktadır. İspanyolca olan adını da bu kentten, “Jerez”den almaktadır. Dünyanın pek çok yerinde de üretilse de, lezzet olarak Frontera’da üretilen ürünlerin yanına pek yaklaşamamaktadır. Oldukça değerli bir içki olan “Sherry”, tadını ve şöhretini Jerez’in üzümlerinden ve fermantasyonunda kullanılan özel mayalandırma tekniklerinden alır. Sherry’nin üretiminde, diğer şaraplardan farklı olarak iki farklı temel teknik uygulanır. Bunlardan ilki, mayalandırılmış olan şarabın... Devamını oku →

 

Maynard James Keenan, John Donne ve “Kusursuz Bir Daire”

Hazırlayan: Gökay Sarı Dünyadaki her lisanda kendine yer bulmuş metaforlardan biri olan “Mükemmel ya da kusursuz daire”, bütün, ideal ve sonsuz olanı sembolize etmektedir; kusursuz bir dairede başlama ve sonlanma noktası bulunmadığından, süreklilik olgusunu da kapsamakta ve çağrıştırmaktadır. Semboller, kahvaltıda gazete okuyan orta yaşlı amcalarımızdan çok daha yaşlı olduğu için, bir yerden sonra gelenekselleşmeye başlayabilirler. Örnekse söz, nişan ve evlilikte yüzük takmak, birçok günümüz toplumunda gelenekselleşmiş bir eylemdir. Kusursuz bir daire olan yüzük, bir çiftin arasındaki aşkın sürekliliğine ve sonsuzluğuna delalet eder. Pekala 2017 yılında yaşadığımızdan olsa gerek, pek çok... Devamını oku →

 

Şarkıların Hikayeleri: Beirut – Napolen on the Bellerophon

Hazırlayan: Gökay Sarı Tükenmişliği ifade etme sanatı. 1815’in Temmuz ayının ortasında, İngiliz Kraliyet Donanması Fransa’nın Atlantik kıyılarını kuşatmış, sahilleri ahşap, demir ve barut kokusuna boğuyordu. Bu kuşatmanın amacı, herhangi bir istiladan ziyade Napolyon’un kaçışını engellemekti. Napolyon, Fransa’da kalamayacağını ve İngiliz gemilerinin arasından kaçamayacağını fark ettiğinde bir anlaşma yapmaktan başka bir çaresi kalmadığını da yine aynı süratle fark etmişti. Dünya tarihindeki ve hatta edebiyat tarihindeki pek çok kurgusal karakter gibi güç zehirlenmesinden nasibini almış olan Napolyon, başta Fransa halkınca göklere çıkartıldığı gibi şimdi yine aynı milletin düşmanı olmuştu. Başarılı bir generalden,... Devamını oku →

 

Şarkıların Hikayeleri: Manic Street Preachers

Hazırlayan: Aslı Dernek Ocean Spray  James Dean Bradfield’in annesi Sue’nun ölümü üzerine yazdığı oldukça kişisel bir şarkı. Şarkıya adını veren Ocean Spray ise annesinin kanserle olan savaşı sırasında hastane odasında birlikte içtikleri kızılcık suyunun markası. Şarkıda geçen “Lütfen uyanık kal; böylece biraz daha Ocean Spray içebiliriz.” cümlesi Bradfield’in bu dönemde hastanede annesiyle geçirdiği zamanlardaki hissiyatını anlatıyor. Başlangıçtaki Japonca liriklerde ise “çok güzel gözlerin var…çok güzel gözler.” ifadeleri geçiyor. Ocean Spray markasının yaratıcıları şarkıyı reklamlarında kullanmak isteseler de grup beklenildiği üzere bu talebi reddetmiş. 3 Ways To See Despair Big Country grubunun... Devamını oku →