Filmlerden Şarkılar

Dizilerden Şarkılar: Stranger Things

Hazırlayan: Harika Nazlı Özkan Şimdi DeLorean’a atladığınızı varsayın ve kendinizi 80’lere götürdüğünüzü düşünün. 1984 doğumlu Duffer Kardeşler, Netflix’in yeni dizisi Stranger Things ile sizi 80’lere götürmek için dizinin ilk sezonunu tamamladı bile. Dönemin rock hitlerini seven müzikseverlerin The Clash, Patti Smith, Bowie, Echo & Bunnymen, Modern English ve daha fazlası snyth olarak uyarlanmış olan efsane soundtrack dizisi seyircilerini/dinleyicilerini bekliyor. Sountrack’in karması hem dizinin gizemli ortamını barındırıyor, hem de 80’lerin fantastik ortamına ışık tutuyor. Peki bu 80’lerin efsane hit rock parçalarıyla süslenmiş Stranger Things nasıl bir dizi? Onlu yaşlarının başlarında olan dört... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Submarine

Hazırlayan: Yankı Yıldırım “Çoğu insan kendini yeryüzünde benzeri olmayan bireyler olarak görür. Bu düşünce, onları her şey yolundaymış gibi yataklarından kalkmaları, yemek yemeleri ve boş boş gezinmeleri için motive eder. Benim adım Oliver Tate.” Ardından Alex Turner  “Stuck on the Puzzle” şarkısıyla olaya dahil olur. Biz de Oliver’ın pipo içmeyi, yazı tura atmayı ve Fransız şarkıları dinlemeyi denediği hayatına daha yakından bakmaya başlarız. Ailesiyle, okuldaki arkadaşlarıyla ve en önemlisi kırmızı kabanlı Jordana ile olan ilişkisinde öyle küçük, öyle güzel detaylar vardır ki; filmi bir kere izlemek yeterli olmaz. Tüm bu... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Wristcutters – A Love Story

Hazırlayan: Belgin Keleş Çabalamadan oluyordu. Olsun. Fani hayatın sıradanlığından sizi kurtaracak, ne için yola çıkıldığından ziyade yolun kendi cazibesine kaptıracak, işe yaramaz mucizelerle dolu tuhaf bir aşk hikâyesi izlemek isterseniz bu filme bir bakın. Etgar Keret‘in The Bus Driver Who Wanted To Be God (Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü) adlı kitabındaki Kneller‘in “Mutlu Kampı” isimli öyküsünden sinemaya aktarılmış film intihara meyilli bünyelere mevzuyu hiç de dramatikleştirmeden, kıvrak bir dille “etme yavrum, etme çocuğum hayat yaşamaya değer, özlersin”diyor adeta. Malum yaz da geldi. Can yolculuk çekiyor. Filmde insanda nereye gittiğini planlamadan... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: The Dreamers

Hazırlayan: Yankı Yıldırım 1968 yazı, Paris. Bernardo Bertolucci bizi seks, politika ve sinemanın orta yerine bırakıyor. Sinema tutkunu iki kardeş olan Isabelle ve Theo’nun kendileri gibi olan Matthew ile tanışmasıyla başlar her şey. Isabelle’nin Matthew’a kurduğu şu cümle ise filme dair birçok ipucu verir bize. “Bu kadar sinemaya giden birisi için çok temizsin.” İki kardeşin hikayesini; kendilerine özgü alana bir yabancının dahil oluşunu mükemmel bir şekilde izleyiciye aktaran yönetmen için neden “ekranların en büyük ressamı” denildiğini filmi izleyince anlamak çok kolay. Bunun nedeni filmin kelimenin tam anlamıyla “yoğun” olması; ekrana... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Blue Valentine

Hazırlayan: Yankı Yıldırım Hayatın olağan akışına aykırı tesadüflerle dolu romantik filmleri seviyorsanız uzak durun; çünkü “Blue Valentine” da esas kız ve esas çocuk her daim güzel/yakışıklı değil, saçmasapan kavga ve kıskançlıkların sonu her daim mutlu sonla da bitmiyor. Her daim iyi olmayan şeylerin listesi uzar gider. Neden diye sorarsanız, cevap ilişkiye olan bakış açısının “gerçekçi” oluşundan gelir. Kime göre gerçekçilik diye düşünürseniz de, filmi izlemenizi öneririz. Herkesin kendi hayatından bir gerçeklik payı yakalaması kuvvetle muhtemel. Esas nokta olan şarkılardan bahsetmek gerekirse, filmi alıp götüren “You and Me” şarkısıyla başlayıp onunla... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Pride

Hazırlayan: Ahmet Yıldıray Ata Kendinizi, kimsenin umurunda olmayan bağımsız bir sanat filminin yanlış çevrilmiş altyazısı gibi hissettiğiniz durumlar vardır. Kimseyle konuşasınız, bir şey yapasınız gelmez. Dalıp gitmek bile çaba gerektirir. Böyle durumlarda film izlemek de zordur. Hayde, eylem isteği harekete geçirir, başlat tuşu fazla uzaklara gitmiş olamaz. Bu hafta ötekileştirilen kitlelerin başında gelen eşcinsellerle ilgili bir film olan Pride’a dokunuyoruz. Yaşanmışı konu alan film, yaşama isteğimizi harekete geçiriyor. Eşcinsellerin hayata entegre olma yolunda verdiği mücadele ve karşılaştıkları engeller, madencilerin uğradığı haksızlığın karşısındaki duruşun insanlığı tekrar hayata döndürmesi. Filmin müzikleri başka... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Wild

Yolculuğun amacı nedir? Bir yere varmak mı? Bir yeden ayrılmak mı? Yoksa sadece yolda olmak mı? Ne çok sorulu bir yazı başlangıcı. Çoktan sövmeli sorular. Düşünmekten yaşayamazken, işleri iyice allak bullak etmiyor mu? Bak yine soru. Hep bir soru var çevremizde. Onu öyle yapmasam ne olurdu? Neden bu haldeyim? Nasıl başa çıkacağım? Soru cümleleri 8 yaşından gün almış vakti gelince geri verecek çocuğun sınav stresini gün geçtikçe hissedeceği hayatın yapı taşları. Yani sıkıcı. Wild bir yol hikâyesi. Hayatın açmazları karşısında bunalıma giren Cheryl Strayed’in yolculuğunu anlatıyor. Cheryl’nin yolculuğunu anlatırken fonda... Devamını oku →

 

Filmlerden Şarkılar: Frank

Jon sokakta gördüklerini kağıda dökerek şarkı sözleri yazan, evine dönüp klavyesiyle şarkı formuna sokmaya çalışan, naifliğin doruklarını yaşayan bir birey. Bir gün tesadüf eseri (klavyecilerinin delirmesi sonucu) The Soronprfbs grubuna dahil olmasıyla yeni bir yola giriyor ve albüm kaydetmek için İrlanda’ya gidiyorlar. Grubun asıl elemanı Frank ise başlı başına bir yazı konusu. “Hiçbir şeyi gizlemeye gerek yok, duygular ifade edilmeli” diyen birinin, vucudunun en belirleyici parçası olan yüzünü maskeyle kapatıyor olması ironinin çok ötesinde. Saçma sapan sözleriyle ve grubun yaratıcılık sınırını zorlamasıyla Frank gerçek bir dahi. Daha fazla detay vermeyelim ve... Devamını oku →

 

Frances Ha

Sizi Frances Halladay ile tanıştırmama izin verin. 27 yaşında, iri cüssesine rağmen kırılgan hareketlerle zaman zaman bizi hayrete düşüren, kendi koreografisini yaratarak sanatını sürdürmek isteyen bir dansçı. Hikayemize daha genelden baktığımızda, kendini gerçekleştirmeye çalışan, hayatı deneme yanılma yoluyla yaşayıp hep acemi kalmayı seçen, asıl hedefi mutluluk olan ve bu hedefe ulaşmaya çalışırken her türlü sakarlığa izin verip yine yaralarını kendi saran genç bir kadın. Dağınık odası, dağınık kıyafetleri, saçları, koşuşu ve ruhuyla mükemmeli aramadığını keşfettiğimiz Frances’in, fiziğine rağmen dansa devam etmek istemesi standartlara uyma kaygısı olmadığını anlatıyor. Gösterişsiz, başkalarının ne... Devamını oku →

 

Yeniler »